Aaron COPLAND

Amerikalı besteci. Brooklyn’de doğmuştur. R.GOLDMARK  ve   Nadia BOULANGER ‘in  öğrencisidir. Jazz sitilini Klasik müziğe  ilk uygulayan bestecilerdendir. Eserlerinde sertlik ve  ciddiyet hakimdir. Daima yenilik getirmek için araştırmalar  yapmış, Amerikan folklor müziğini  ve şahsiyetini dünyaya kabul ettirmeye çalışmıştır. Besteciliği kadar müzik araştırmacılığı ile de  şöhret sahibidir. Pek çok  eser yazmış ve günümüzün en tanınmış  bestecileri arasında yer almayı başarmıştır. Eserleri:

Org ve  orkestra için senfoni, First  Symphony, Dance symphony, Piyano ve orkestra için konçerto, El salon  Mexico, Bılly The Kıd, Rodeo v.b ve film müzikleridir.

Alban BERG

Avusturyalı besteci. Viyana’da doğmuştur.Arnold SCHÖNBERG’den ders almış  ve bu bestecinin genç müzisyen üzerindeki etkisi büyük olmuştur.Romantik tarzı benimseyerek  başladığı mesleğinde sonraları hocasının tesiriyle ilerlemiş ve çok güzel eserler  vermiştir.Bu sebeple ekolünün Romantiği  olarak  isimlendirilmiştir.1.dünya  savaşında Avusturya ordusunda hizmet görmüş, 1914’te başladığı şaheseri WOZZECK operasını savaştan sonra  tamamlamıştır.Viyana’da ölmüştür.En yaygın eserleri  WOZZECK  operası , LULU operası , Der Wein aryası ,  yaylı sazlar için Lyric Süite  ve  keman konçertosudur.

Arvo PART

Estonyalı klasik müzik bestecisi.

1970’lerde kendisinin geliştirdiği ve “tintinnabuli” adını verdiği minimalist tarzda eserler üretir. Film müzikleriyle tanınan sanatçı, 1980’lerden bu yana dini vokal eserler bestelemeye ağırlık vermiştir. 21. Yüzyılın en popüler çağdaş müzik bestecisi sayılmaktadır.

http://karabudaktuncer.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif
Yaşamı

Estonya’da, Tallinn yakınlarında küçük bir kasaba olan Paide’de 11 Eylül 1935’te doğdu. 1944’te ülkesinin Sovyetler Birliği tarafından işgalini gördü, 50 yıllık bu işgal hayatında ve müziğinde önemli etki yarattı. Pek çok büyük bestecinin aksine çocukluğunda çok büyük bir müzik yeteneği ortaya çıkmamıştı. Müzik eğitimi 1954’te Talin Müzik Ortaokulu’nda başladı. Bir yıl dolmadan zorunlu askeri hizmet nedeniyle eğitimine ara verdi. Obuacı ve trompetçi olarak ordu bandosunda görev yaptı. Ortaokula geri dönünden bir yıl sonra 1957’de Talinn Konservatuarı’na girdi. Heino Eller’in kompozisyon öğrencisi oldu.

Öğrencilik yıllarında Estonya Radyosu’nda kayıt mühendisi olarak çalıştı, pek çok sahne ve film müziği besteledi; öyle ki 1963’te konservatuarı bitirdiğinde profesyonel besteciler arasına çoktan girmişti. Bu dönemde yarattığı eserler Shostokovich ve Prokofyev gibi Rus neoklasik bestecilerin etkisi altındaydı. Öte yandan Schönberg’in serialism tekniği gibi yeni teknikleri denemekten de geri durmuyordu ve 1960’ta ilk orkestra eseri olan “Nekroloji“’yi besteledi. Bu beste, bir Estonyalı besteciğinin serialism tekniği ile yazdığı ilk eser oldu. Mezuniyetinden önce 1962’de Moskova’da düzenlenen Genç Besteciler Yarışması’nda bestelediği bir çocuk kantatası ve oratoryosu ile birincilik ödülü aldı.
Okumaya devam et

Ahmet Adnan SAYGUN

(1907 –  1991)

Ahmed Adnan Saygun, Klasik batı müziğinde yapıtlar vermiş bir Türk bağdarı, müzik eğitimcisi ve budun müzik bilimcisidir .(etnomüzikolog).

İlk Türk operasının bestecisi de olan Saygun, devlet sanatçısı unvanını alan ilk sanatçıdır. Cumhuriyet Dönemi Türk musikisinin en çok seslendirilen eserlerinden Yunus Emre Oratoryosu en önemli yapıtıdır.

Önemli din bilginleri yetiştirmiş İzmirli köklü bir aileden gelen Saygun’un babası sonradan İzmir Milli Kütüphanesi ‘nin kurucuları arasında yer alacak olan Mahmut Celalettin Bey’dir.

Adnan Saygun, daha ilkokul yıllarında başladığı müzik çalışmalarına, sanat eğitimine ağırlık veren bir okul olan İzmir İttihat ve Terakki İdadisi ‘nde, 13 yaşında İzmir’de İsmail Zühtü (nazariyat) Rosati (piyano) ve Tevfik Bey (piyano) yanında yaptı. 1922 yılında Macar Tevfik Bey’in öğrencisi oldu. 1925 yılında Fransız La Grande Encyclopedie’den müzikle ilgili makaleleri çevirerek birkaç ciltlik büyük bir ‘Musiki Lügati’ meydana getirdi. 1926 yılında İzmir Erkek Lisesi ‘nde bir süre müzik öğretmenliği yaptıktan sonra, 1928 yılında devlet bursuyla müzik eğitimi için Paris’e gönderilerek orada Vincent d’Indy (kompozisyon), Eugène Borrel (Füg), Madama Borrel (armoni), Paul le Flem (Kontrpuan), Amédée Gastoué (Gregoryen ezgileri), Edouard Souberbielle (org) ile çalıştı. Paris’teyken Op. (Opus) 1 sıra numaralı Divertissement adlı orkestra eserini yazmıştır. Saygun’un bu bestesi 1931 yılında jüri başkanının Henri Defossé (Cemal Reşit Rey’in orkestra şefliği hocasıdır) olduğu Paris’teki bir beste yarışmasında ödül kazanmış, Gabriel Pierné yönetimindeki Colonne Orkestrası tarafından önce Paris, Varşova daha sonra da Rusya ve Belçika’da seslendirilmiştir. Eser böylece, Cemal Reşit Rey’in Anadolu Türküleri (1927), Bebek Efsanesi (1928) ve Türk Manzaraları (1929) adlı Paris’te seslendirilmiş bulunan üç eserinden sonra yurtdışında icra edilen dördüncü Türk orkestra eseri olmuştur.
Okumaya devam et

Arnold SCHÖNBERG

( 1874 – 1951 )

13 Eylül 1874’te Viyana’da doğdu. 8 yaşında keman çalmayı öğrendiği zamandan itibaren beste yapmaya başladı. Teorik bilgisinin büyük bir kısmını kendi başına çalışarak kazandı. 1894’te kendisinden 3 yaş büyük besteci Alexander von Zemlinsky’den kontrpuan dersleri aldı.

1901-1903 arasında Berlin’de orkestra şefi olarak çalıştı. 1904’te Viyana’da öğretmenlik yapmaya başladı. Webern, Berg öğrencileri oldular. 1919’da yeni müziğin icrası için bir topluluk kurdu. Bu topluluğun verdiği konserlere eleştirmenler alınmıyordu. Alkışlamak yasaktı ve konser programı dağıtılmıyordu.

1925’te öğretmenlik yapmak üzere Berlin’e geri döndü. 1933’te Yahudi olduğu için Naziler tarafından Berlin’i terk etmeye zorlandı. 1898’de Hıristiyanlığa geçmiş olmasına rağmen Paris’e sürgün gidince, tekrar Yahudiliğe döndü. 1934’te ABD’ye gitti, o zamana değin Schönberg olan ismini Schoenberg olarak değiştirdi ve 1936’da UCLA’ DA ders vermeye başladı. 13 Temmuz 1951’de Los Angeles’ta hayatını kaybetti.
Okumaya devam et

Bela BARTOK

Macar besteci. Nagyszentmimiklos’da doğmuştur. Pressburg’da ve Budapeşte Kraliyet Akademisinde müzik tahlili yapmış, 1907’de aynı akademiye öğretmen olarak atanmıştır. Macar müziğine karşı geniş bir ilgi duymuş, Macaristan içinde  sık sık geziler yaparak  birçok halk  şarkısını derlemiş ve bunları işlemiştir. Besteci olarak ilk defa 1917′de Tahtadan Prens adlı balesiyle başarı kazanmıştır. İkinci dünya savaşının çıktığı yıllarda  Amerika’ya giderek yerleşmiş ve 1945′te orada ölmüştür. Divertimente, Mikrokosmos, Dance Suit ve La minör  kuarteti en yaygın eserleri arasındadır.


Cemal Reşit REY

4578_kucuk

( 1904 – 1985 )

Cemal Reşit Rey,  Cumhuriyet tarihinin ilk kuşak bestecilerinden, Türk Beşleri grubunun bir üyesi, Onuncu Yıl Marşı, Lüküs Hayat opereti gibi ünlü eserlerin yapımcısıdır.



Cemal Reşit Bey sarayla yakın ilişkileri olan, son Osmanlı ailelerinden birinin oğluydu. 25 Ekim 1904′te Kudüs’te doğdu. Babası Ahmet Reşit Rey, o dönemde Kudüs’e mutasarrıf olarak atanmıştı. Cemal Reşit’in müziğe yeteneği o yıllarda ortaya çıktı. Diğer çocuklar sokakta oynarken o bulduğu bir akordeon ‘u  çalmaya ve ondan çıkan sesleri taklit etmeye çalışıyordu.
Okumaya devam et

Dmıtrı SHOSTAKOVICH

25 Eylül 1906′da St. Petersburg’da doğdu. Bestecinin büyükbabası Polonyalı veteriner Pyotr Şostakoviç idi. 1830 Polonya Ayaklanması’na katılmıştı.

Aile daha sonra Ruslaştı. Babası Dmitriy Boleslavoviç Şostakoviç, Mendeleyev ile birlikte çalışan ünlü bir kimyacıydı. Annesi Sofya Vasilyeva ise bir piyanistti. Dmitriy Şostakoviç piyano derslerine dokuz yaşındayken başladı. İlk öğretmeni annesi olmuştu. Bundan sonra profesyonel öğretmenlerden dersler almaya başladı.

http://karabudaktuncer.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif
İlk bestesi olan Devrim Kurbanlarının Anısına Cenaze Marşı’nı bu dönemde yaptı. 1919 yılında, henüz 13 yaşındayken ülkenin en iyi müzik akademisi olarak gösterilen Petrograd Konservatuarı’na başladı. Zor şartlar altında eğitimine devam ederken zaman zaman öğretmeni Leonid Nikolayev’in evinde derslere devam etti. Ailenin maddi sorunları oluşmaya başladı. 1922 yılının başlarında babası kötü beslenmeden dolayı zatüreden öldü. Sofya Vasilevna üç çocuğu ile ortada kaldı. Ancak eğitimine Alexander Glazunov’un desteğiyle devam etti. Piyanolarını sattılar fakat yeterli olmadığı için ablası Marya ile birlikte çalışmaya başladı. İlk işi bir sinemada piyano çalmaktı. Bu besteci kimliğine büyük katkı sağladı ve doğaçlama yeteneğini geliştirmiş oldu. Bu zaman zarfında vereme yakalandı, on yıl süreyle bu hastalığın etkisinde kaldı.
Okumaya devam et

Hasan Ferit ALNAR

Dünya müzikçileri arasında “Geleneksel” müzikten gelerek evrensel müziğe geçen ve bu alanda uluslar arası başarılar elde eden besteciler pek azdır. Hasan Ferit Alnar, bu olağanüstü yükselişin ender temsilcilerindendir.

Küçük yaşta geleneksel sanat müziğine başlayan ve on dört yaşındayken İstanbul’da bir “kanun virtüözü” olarak ün yapan Hasan Ferit Alnar, ilk gençlik yıllarında özel olarak armoni, kontrpuan ve füg dersleri alarak  yeteneğini çoksesli müzik alanına kaydırmıştır. 1927 yılında devletin açtığı yurt dışı öğrenim sınavını kazanarak Viyana Devlet Müzik Akademisi’ne giren Alnar, burada Joseph Marx’ın kompozisyon, Oswald Kabasta’nın orkestra şefliği öğrencisi olmuş, Akademiyi 1932 yılında başarıyla bitirerek yurda dönmüştür.
Okumaya devam et

Igor STRAVINSKY


 ( 1882  - 1971 )

Rus besteci, piyanist ve orkestra şefi. 20. yüzyıl müziğinin en etkili ve önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilir.

Stravinski, 17 Haziran 1882′de Oraienbaum’da (bugün Lomonosov) Fiodor Ignatjevic isimli bir bas ile St. Petersburg Kraliyet Operası’nda çalışmakta olan bir şarkıcının çocuğu olarak dünyaya geldi. St. Petersburg Üniversitesi’nde başladığı hukuk eğitiminin yanında 1903′te Rus besteci Nikolai Rimsky-Korsakov’dan ders almaya başladı.

http://karabudaktuncer.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif

Rimsky-Korsakov’un Stravinski’nin ilk eserleri üzerindeki etkisi kolay fark edilmektedir. 1908 senesinde yazılan orkestra eseri ‘Scherzo fantastique’i dinleyip etkilenen Serge Diaghilev Stravinski’den bir bale yazmasını istedi. Bunu yıllar sürecek olan bir beraber çalışma süreci izledi. Stravinski’nin Diaghilev için ilk balesi Ateş Kuşu (1910) ve Petruşka (1911) dramatik ifadesi, zengin orkestrasyonu ve Rus halk müziğinden alınmış tanıdık melodileri sayesinde halk tarafından büyük beğeni topladı.
Okumaya devam et