Öne Çıkan

İLKÇAĞ UYGARLIKLARINDA MÜZİK

timthumb (1)

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARINDA MÜZİK ( M.Ö.4000-M.S. 300 )
İlk çağ uygarlıkları içinde yer alan her toplumun kendine özgü bir müziği vardı. Ancak günümüze hiç biri gelememiştir. Anadolu’da kurulan Hitit, Frigya ve Lidya gibi uygarlıklarda müziğin dinsel törenlerde yer aldığı bilinmektedir. 1859 yılında Çanakkale yakınlarında bulunan ve M.Ö. 400 yılından kalma çalgının, dünyanın en eski ahşap çalgısı olduğu ileri sürülmektedir.

MEZOPOTAMYA’DA İLKÇAĞ UYGARLIKLARI


Sümer, Akad, Ur, Babil ve Asur devletlerinde canlı bir müzik ortamı gelişmiştir. Tapınaklarda mesleği müzik olanlar genellikle din adamlarıydı. Babiller, telli ve vurmalı çalgıların yanı sıra flüt ve Obua türünden çalgıları da kullanmaya başlamışlardır. Babiller, müzikte kullanılan aralıklarla mevsimler arasında bağlantı kurmuşlar, örneğin; ilkbahar-güz arasında 4’lü aralığına, ilkbahar-kış Aralığında 5’li, ilkbahar-yaz arasında 8’li aralığına eş saymışlardı.

Okumaya devam et

Reklamlar

TARİH BOYUNCA ORKESTRA OTURUŞ DÜZENLERİ

SCHUMANN’IN GENÇ MÜZİSYENE ÖĞÜTLERi

1- Kulak eğitimine çok önem veriniz. Küçük yaşlarda sesleri ve tonali­teleri tanımaya çalışınız. Bir kilise çanının, pencere camının ve kuş cıvıltılarının verdiği sesleri tanımaya çalışın.
2- Gamlara ve öteki parmak alıştırmalarına sürekli çalışın. Ancak ileri yaşlara kadar günde birkaç saatini teknik çalışmaya vererek böylelikle olgun bir icra gücüne erişeceğini sananlar çoktur; bu durum, alfabeyi her­ gün biraz daha hızlı okumak için uğraşmaya benzer. Zamanınızı daha iyi kullanınız.
3- İyi sayınız. Nice virtüözlerin icrası, sarhoş bir adamın yürüyüşüne benzer. Onlardan olmayınız.
4- Armoni kurallarını erken öğreniniz.
5- Müzik teorisi, şifreli bas, kontrpuan gibi şeylerden ürkmeyiniz. Onlarla dost olunuz, karşılığında dostluk göreceksiniz.

6- Yarım yamalak çalışmayınız. Her zaman istekle çalışınız ve eserleri hiçbir zaman yarım bırakmayınız.
7 – Ağırlaşmak ve acele etmek iki temel hatadır.
8- Kolay eserleri iyi ve güzel bir biçimde çalmaya çaba gösteriniz. Bu, güç bir eseri çalmaktan daha iyidir.
9- Her zaman iyi akort edilmiş çalgı üzerinde çalışınız.
10- Bir eseri yalnız parmaklarla öğrenmek yeterli değildir: Onu çalgısız. Şarkı halinde de söyleyebilmelisiniz. Hayal gücünüzü çalıştırınız.Öyle ki ; bir eserin yalnız melodisini değil, armonisini ve akorlarını da ezbere al­malısınız.
Okumaya devam et

ÇAĞDAŞ (MODERN) DÖNEM MÜZİĞİ

MODERN DÖNEM  MÜZİĞİ Bu dönemi adlandırmada genel kabul görmüş bir terim yoktur. Çağdaş Müzik veya 20. Yüzyıl müziği gibi adlandırmalar yapılabilirse de özellikle ikincisi yüzyılın ortalarında yaşamış olan Rachmaninov, Sibelius ve R. Strauss’ uda kapsadığından uygun olmayabilir.

Yeni müzik terimi bu müzik türünün felsefesini ve 19. Yüzyıl romantizmine karşıt olan arayışları daha iyi tanımlayacaktır. Yeni müzik Alman Avusturya romantizmine ve onun temsil ettiği her şeye bir başkaldırıyı simgeler. Değişik besteciler değişik tekniklerle başarılı örnekler oluşturmuşlardır. Bu müzik türünde Empresyonizm, Romantizm ya da Barok dönem de olduğu gibi belli bir stil ya da kalıp yoktur. Besteciler belli bir tekniğe bağlı kalmak yerine birini denedikten sonra bir başkasına geçmekte bir sakınca görmemişlerdir. Başkaldırış eser adlarında da kendini göstermektedir. Buna örnek olarak Erik Satie’nin “Like a nightingale that has a toothache” ve Trois Morceaux’ un “Three pieces in the form of a pear” gösterilebilir. Bunlar son yüzyılın romantik başlıklı senfonik şiirlerine bir reaksiyon olarak görülmektedir. 1.Dünya Savaşı sonrası bazı bestecilerin eserlerinde caz esintileri de görülür. Örn: Stravinsky “Ragtime” 1918, Copland’ın “Two Blues”1926. Bilimdeki gelişmelere paralel olarak radyo konser salonlarına gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmişti. Randall Thompson’un Süleyman ve Belkıs operası radyo istasyonları tarafından telif ödenerek yayınlanmıştı. 1929’dan itibaren sesli çekilmeye başlayan sinema filmleri bestecilere yeni imkanlar yaratmıştır. Fonograf’ın icadı ile dünyanın en izole bölgelerinde bile insanlara müziği istedikleri repertuarla dinleme imkanı yaratmıştır. Son olarak Televizyon kitle iletişimini en üst düzeye çıkarmıştır. Okumaya devam et

ROMANTİK DÖNEM MÜZİĞİ


ROMANTİK DÖNEM MÜZİĞİ

Aslında müzik sanatındaki romantizm, bugün kullanılan romantiklikten, Chris de Burgh’ün müziğinden ve Kenny G’nin sololarından farklıdır. Müzikte “romantizm”, doğru bir şekilde, 19.yüzyılın başlarından 20.yüzyılın başlarına kadar yapılmış olan müziğe denir.

19.yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardı. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpıyordu. Bu dönemdeki sanatın sosyolojik yapısına baktığımızda bunun tüm sanat dallarını etkilediğini görüyoruz. Örneğin, Scott’ın ünlü romanı The Bride of Lammermoor(1819), 1821 yılında Fransız ressam Delacroix’nın bir tablosuna konu olurken, 1836′da Donizetti tarafından opera eseri haline getirilmiştir. Genel anlamıyla sanattaki romantizm akımının birçok teması müzikte de yerini almıştı (natüralizm, idealizm, nasyonalizm gibi).

Romantik dönem müziğinin, klasik müziğe göre getirdiği birçok yenilik vardı: Uzun ve açıklayıcı melodiler, renkli armoni ve enstrumantasyon ve ritimdeki özgürlük ve esneklik bunun en önemlileriydi. Ancak müzikal formda çok fazla bir yenilenme söz konusu değildi. Dönem bestecilerinin en önemli özelliklerinden ikisi; önceki dönem müziğine duyulan saygı ve zaman zaman bunun nostaljik anımsama duygularının ötesine geçmesi ve o zamana dek konulmuş katı müzik kurallarına harfiyen uyulmaya çalışılmasıdır. L.V. Beethoven dünyanın ilk romantiği olarak kabul edilir ve hem klasik hem romantik dönem bestecisidir. Onu izleyen Ludwig Spohr, Carl Maria Von Weber ve Franz Schubert gibi bestecilerse romantizm ilk jenerasyonudur. 1803-1813 yılları arasında doğan Hector Berlioz, Frederic Chopin, Mikhail Ivanovich Glinka, Franz Liszt, Felix Mendelssohn, Robert Schumann, Giuseppe Verdi ve Richard Wagner gibi besteciler ise ikinci kuşak romantiklerdir.
Okumaya devam et

KLASİK DÖNEM MÜZİĞİ

ÖZELLİKLE MÜZİKTE OLMAK ÜZERE, BİRÇOK ALANDA SIK SIK KULLANILAN “KLASİK” KELİMESİ, ÜLKELERE VE ÇAĞLARA GÖRE ÇOK DEĞİŞİK GERÇEKLİKLERİ KAPSAR. “KLASİK” MÜZİK POPÜLER”  VEYA HAFİF DİYE ADLANDIRILAN MÜZİKLERİN KARŞITI GİBİ ELE ALINABİLİR VE O ZAMAN PÉROTİN DEN (YKL.1200)PİERRE BOULEZ İN İZLEYİCİLERİNE (XX. YY SONU) KADAR BÜTÜN YÜKSEK VE CİDDİ AVRUPA MÜZİĞİNİ İÇİNE ALIR.

BU BAĞLAMDA ( AVRUPA DIŞI MÜZİKLERİN TERSİNE) “KLASİK” MÜZİK İLE “ÇAĞDAŞ” MÜZİK AYRIMI YAPILABİLİR VE ÇAĞDAŞ MÜZİK, MESELA DEBUSSY’DEN VEYA BOULEZ-STOCKHAUSEN KUŞAĞINDAN (1945) BAŞLATILABİLİR. AYNI ŞEKİLDE KLASİK MÜZİK, ROMANTİK MÜZİKTEN, BAROK MÜZİKTEN, RÖNESANS MÜZİĞİNDEN VE ORTAÇAĞ MÜZİĞİNDEN DE AYRILMAKTADIR. NE VAR Kİ BU ANLAMDA LULLY VE RAMEAU’NUN VERSAİLLES KLASİKÇİLİĞİ İLE HAYDN, MOZART VE BEETHOVEN’İN VİYANA KLASİKÇİLİĞİ, NE ZAMAN, NE TEKNİK, NEDE ESTETİK OLARAK BİRBİRİNE KARIŞTIRILAMAZ; HATTA BUNLARIN BİRİNDEN ÖTEKİNE GEÇİŞİ, ÇOK ÖNEMLİ BİR KÜLTÜR OLAYI OLAN “SOYTARILAR SAVAŞI” (1752 DE, FRANSIZ MÜZİĞİ İLE İTALYAN MÜZİĞİ TARAFTARLARI ARASINDA PARİS’TE ÇIKAN SANAT KAVGASI) SİMGELER. EDEBİYATTA OLDUĞU GİBİ MÜZİKTE DE “KLASİK” TERİMİNİN KULLANILIŞI ÇOK ESKİ DEĞİLDİR (İLKİN 1800 LER CİVARI) VE “ROMANTİK” TERİMİNDEN DAHA SONRA KULLANILDIĞI KESİNDİR. SON OLARAK ŞUNU DA BELİRTELİM Kİ, GOETHE’DEN İTİBAREN, YANİ XIX. YY’IN BAŞINDAN BERİ MÜZİKTEKİ KLASİK-ROMANTİK KARŞITLIĞI, ZİHİNLERİ, ÖZELLİKLE DE YAZARLARIN ZİHNİNİ EPEYCE MEŞGUL ETMİŞTİR.

MÜZİKTE SON BAROĞUN EN BÜYÜK TEMSİLCİSİ OLAN BACH 1750 DE LEİPZİG DE ÖLDÜĞÜNDE GENÇ HAYDN VİYANA DA İLK ESERLERİNİ YAZIYORDU. BU OLAYLAR BİR YÜZYILI İKİ EŞİT DÖNEME AYIRIR. BİRİNCİ YARIYA BACH HAKİMDİR. İKİNCİ YARIDAYSA HAYDN YEPYENİ BİR SANAT VE TOPLUM BAĞLAMINDA, MOZART İLE BİRLİKTE, VİYANA’YI EN AZINDAN YARATICILIK AÇISINDAN, AVRUPANIN MÜZİK MERKEZİ HALİNE GETİRİR. BU İKİ BESTECİ XVIII. YY IN İKİNCİ YARISIYLA ÖZDEŞLEŞİR. SONRAKİ KUŞAKLAR GERİYE DÖNÜP BAKTIKLARINDA BÖYLE DÜŞÜNECEKLERDİR. ÖZELLİKLE BACH, ORTAÇAĞDAN VE RÖNESANS’TAN DEVRALINAN BİRİKİMİ EN UÇ NOKTASINA VE ZİRVEYE ULAŞTIRMIŞTIR. OYSA ONUN ÇAĞDAŞI OLAN BESTECİLERİN BÜYÜK BİR KISMI, BESTELEME TEKNİKLERİNİN SADELEŞTİRİLMESİ, ARMONİ VE ÇOKSESLİLİK (KONTRPUAN) YERİNE MELODİYE ÖNCELİK VERİLMESİ GİBİ EĞİLİMLER GÖSTERMEKTEDİR. BACH’IN ÖLÜMÜNDEN HEMEN ÖNCEKİ VE HEMEN SONRAKİ DÖNEMLERDE BACH’A ORANLA KESİN BİR YÜZEYSELLİK GÖRÜLÜR. YENİ MELODİ ANLAYIŞI İLERİDE DAHA DA GÜÇLENECEKTİR, AMA KOMPOZİSYON YOĞUNLUĞU BAKIMINDAN BU YENİ ANLAYIŞIN YOL AÇTIĞI KAYIPLAR, YENİ BİR ÇOKSESLİLİK, YENİ BİR YOĞUNLUK VE YENİ BİR MÜZİK DÜŞÜNCESİ GETİREN HAYDN VE MOZART DEHALARI SAYESİNDE ANCAK 1780’E DOĞRU TELAFİ EDİLECEKTİR. HAYDN VE MOZART YETİŞME DÖNEMİNDE ESERLERİNİN TEK BİR NOTASINI BİLE BİLMEDİKLERİ BACH’IN ÜSLUBUNDAN ÇOK UZAKTIR. İKİSİNİN DE ÜSLUBUNUN İLK BELİRTİLERİ, BACH’IN ÖLÜMÜNDEN EPEYCE ÖNCE ORTAYA ÇIKMIŞTIR VE BACH’INKİNDEN ÇOK DAHA FAZLA TELEMANN, SCARLATTİ GİBİ ÇAĞDAŞLARININ VE 1710 DOLAYLARINDA DOĞMUŞ OLAN VE BAZILARINCA ÖN-KLASİK DİYE NİTELENEN BESTECİLERİN ÜSLUBUNDAN İZLER TAŞIR. ÖN-KLASİK DENİLEN BESTECİLER KUZEY ALMANYA’DA CARL PHİLLİP EMANUEL BACH (JOHANN SEBASTİAN’IN DÖRT MÜZİSYEN OĞLUNUN İKİNCİSİ), MANNHEİM’DA JOHANN STAMİTZ, VİYANA’DA MATHİAS GEORG MONN VE GEORG CHRİSTOPH WAGENSEİL VE MİLANO’DA GİOVANNİ BATTİSTA SAMMARTİNİ’DİR. İTALYAN OPERA BESTECİLERİNİN VE JOHANN ADOLF HASSE GİBİ, İTALYAN OLMAYAN AMA İTALYAN TARZI OPERALAR YAZAN BESTECİLERİN DE APAYRI BİR YERİ VARDIR.

EN AZINDAN XX. YÜZYILIN ORTALARINA KADAR, HAYDN (1732-1809) VE MOZART’IN (1756-1791) SON ESERLERİ VE BEETHOVEN’İN HEMEN HEMEN BÜTÜN ESERLERİ, BESTECİLERİN VE DİNLEYİCİLERİN DÜZEYLERİNİ BELİRLEME KONUSUNDA MİHENK TAŞI SAYILACAKTIR. ÖZELLİKLE BU ANLAMDA BU ÜÇ BESTECİ “KLASİK” TİR. ONLAR TARİHTE KEŞFEDİLMEYE İHTİYAÇLARI OLMAYAN İLK BESTECİLERDİR. BU ONLARDAN ÖNCEKİ BÜTÜN BESTECİLERİN BÜSBÜTÜN UNUTULDUKTAN SONRA XX. YÜZYILDA YENİDEN HATIRLANDIĞI VE HAYDN VE MOZART’IN ESERLERİNİN (HİÇBİR ZAMAN BACH GİBİ BİR KÖŞEDE KEŞFEDİLMEYİ BEKLEMEMİŞLERDİR), 19. YÜZYILDA DA GÜNÜMÜZDEKİ KADAR TANINDIĞI, ANLAŞILDIĞI VE ÇALINDIĞI ANLAMINA GELMEZ. AMA HAYDN VE MOZART, KENDİ DÖNEMLERİNDEN GÜNÜMÜZE KADAR REPERTUARDA VE DİNLEYİCİNİN ZİHNİNDE ÇOK SAĞLAM BİR YER EDİNMİŞLERDİR. ASLINDA, ONLAR EN BÜYÜK ESERLERİNİ, O DÖNEMDE ORTAYA ÇIKAN VE İSTENSİN VEYA İSTENMESİN, BUGÜN DE MÜZİK HAYATIMIZIN TEMELİNİ OLUŞTURAN KONSERLER İÇİN YAZMIŞLARDIR. AYNI ŞEKİLDE SENFONİK ORKESTRAYI YARATTILAR VE (ÖZELLİKLE HAYDN) YAYLILAR DÖRTLÜSÜNDEN SENFONİYE KADAR YENİ TÜRLERİN PARLAK ÖRNEKLERİNİ VERDİLER. BU BESTECİLERİN PİYANO SONATLARINI VE (ÖZELLİKLE MOZART TARAFINDAN) TEMELDEN DEĞİŞTİRİLEN KONÇERTO TÜRÜNDEKİ ESERLERİNİ VE OPERALARINI DA ANMAK GEREKİR. SENFONİK MÜZİĞİ (VEYA ORKESTRA MÜZİĞİNİ) ODA MÜZİĞİNDEN AYIRDILAR VE GERMEN, HATTA VİYANA MÜZİĞİNİN, BİR BUÇUK YÜZYILI AŞKIN BİR SÜRE BOYUNCA BÜTÜN AVRUPA’YA HAKİM OLMASINI SAĞLADILAR. NİHAYET, BU MÜZİSYENLER SANATÇININ ÖZGÜRLÜĞÜ İLKESİNİ İKTİDARLARA VE TOPLUMA KABUL ETTİRDİLER.

KLASİK ÜSLUP 1780-1815 ARASINDA EN PARLAK DÖNEMİNİ YAŞADI. BU DÖNEMDE AVRUPA’DA FRANSIZ DEVRİMİNİ HAZIRLAYAN OLAYLAR, SONRA DEVRİM, HEMEN ARDINDAN PATLAK VEREN OLAYLAR YAŞANDI. KÖKENLERİNE DEĞİNİLDİĞİNDE GÖRÜLÜR Kİ VİYANA, 1750’YE DOĞRU DİĞERLERİ GİBİ BİR MERKEZDİR. AMA EN KÜÇÜK BİR KURAMSAL SPEKÜLASYONA GİRİŞMEKSİZİN DENEBİLİR Kİ, VİYANA ÜSLUBU-BAŞLANGIÇTA, MESELA MANNHEİM ÜSLUBUNDAN DAHA AZ ŞAŞALI DAHA AZ HEYECAN YARATICIDIR- AMA ÇOK GEÇMEDEN ( HAYDN’IN 1760’LARDAKİ SENFONİLERİYLE KESİN OLARAK), EN İLERİ VE EN ANLAMLI BİÇİMSEL VE TONAL ARAYIŞLARLA ÖZDEŞLEŞMİŞTİR. VE SONUNDA, 1800 İNSANLARI İÇİN, TEK BAŞINA (VEYA HEMEN HEMEN) ORKESTRA MÜZİĞİNİN VE YÜKSEK DÜZEYLİ ODA MÜZİĞİNİN TEMSİLCİSİYDİ, HATTA VİYANA ÜSLUBU, ORKESTRA MÜZİĞİYLE TAMAMEN ÖZDEŞLEŞTİ. BU BAKIMDAN İTALYA’DAN VE 1789 ÖNCESİ VE SONRASI FRANSA’SINDAN OLDUĞU KADAR, KURUMSAL ETKİNLİKLERİN YOĞUN OLDUĞU, AMA VİYANA OKULUNUN ÜSTÜN BAŞARILARIYLA KIYASLANABİLECEK HİÇBİR ŞEY ORTAYA KOYAMAYAN KUZEY ALMANYA’DAN DA AYRILIR VE EMPFİNDSAMKEİT TAN DOĞRUDAN DOĞRUYA ROMANTİZME GEÇER. ÖTE YANDAN VİYANA ÜSLUBU, YALNIZ KUZEYİN VE GÜNEYİN (İTALYA) DEĞİL, DOĞU VE BATININ DA(HAYDN, SLAV DÜNYASININ ÇOK YAKININDA DOĞMUŞTUR) BİRLEŞTİĞİ BİR YER OLARAK GÖRÜNÜR. SON OLARAK ŞUNU DA BELİRTMEK GEREKİR Kİ, VİYANA ÜSLUBUNDA YANLIZ DEĞİŞİK HALKLARIN DEĞİL, DEĞİŞİK TOPLUMSAL KATMANLARIN DUYGULARI DA (1770 E DOĞRU, KUZEY ALMANYA’DA HAYDN’IN AVAMA YÖNELİK ÜSLUP ÖZELLİKLERİNE KARŞI GÖSTERDİĞİ SERT TEPKİLER, BUNUN KANITIDIR) BİR ARAYA GELMİŞTİR. VİYANA ÜSLUBU KÜLTÜRLÜ KESİME YÖNELİK OLANLA BASİT HALKA YÖNELİK OLANI DA, ARİSTOKRATİK OLANLA AMİYANE OLANI, HİÇBİRİNE HİÇBİR ŞEY KAYBETTİRMEDEN BİRBİRİNE KARIŞTIRDI VE BUNLARIN EVRENSELE YÖNELEN BİR SANAT DÜNYASI DOĞURDUĞUNU KABUL ETTİRDİ.

BU İNSANCA ÖZELLİKLERE, 1780LERDE, 2. JOSEPH’İN HÜKÜMDARLIĞI DÖNEMİNDE, VİYANA’NIN AYDINLANMA RUHUNUN GETİRDİĞİ ENTELEKTÜEL BİR KAYNAŞMA ORTAMI OLUŞU DA EKLENDİ. HAYDN VE MOZART, BU ARADA OLGUNLUK DÖNEMİNDEYDİLER VE BU ORTAMDAN BESLENMEYİ BİLDİLER. MOZART’IN SİHİRLİ FLÜTÜ (DİE ZAUBERFLÖTE 1791) BUNUN KANITIDIR, BU ESER VİYANA RUHUNU, DOLASIYLA DÖNEMİN ÖZÜNÜ YÜCELTMİŞTİR. BUNA TEPKİLER GECİKMEDİ, AMA HAYDN, YARATILIŞ (1798) ADLI ORATORYOSUYLA BEETHOVEN FİDELİOSUYLA (1805-1814) HATTA “METTERNİCH SİSTEMİ” SIRASINDA 9. SENFONİSİYLE (1824) GELENEĞİ SÜRDÜRDÜ. 9. SENFONİ, BÜTÜN İNSANLARIN KARDEŞ OLDUĞUNU İLAN ETMEKLE KALMAYIP, KESİNLİK TAŞIDIĞI BİR ÇAĞDAN KAYNAKLANAN SON SARSINTIDIR.

Aleksandr BORODİN

1833’DE ST. PETERSBURG’DA LUKA SEMYONOVİCH GEDEANİSHVİLİ ADINDA BİR GÜRCÜ PRENSİN GAYRİMEŞRU OĞLU OLARAK DOĞDU. BABASI ONU KENDİ YERİNE, SERFLERİNDEN PORFİRY BORODİN’İN EVLADI OLARAK KAYDETTİRDİ. PİYANO DERSLERİNİ DE KAPSAYAN İYİ BİR EĞİTİM ALDI. ERKEN YAŞTA HEM BİLİM HEM DE MÜZİKTE KABİLİYET GÖSTERDİ. DAHA SONRALARI HER İKİ ALANDA YOĞUN BİR YAŞAM SÜRDÜ VE 54 YAŞINDA KATILIĞI BİR BALO SIRASINDA ANİ BİR KALP KRİZİ SONUCU YAŞAMA VEDA ETTİ.
Okumaya devam et