MÜZİK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

MÜZİK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

A

A CAPELLA: Çalgı eşliği olmayan koro.

ACCELERANDO: Hızlanarak.

ADAGİO: Yavaş tempo.
ADAGIETTO : (1) “adagio” tempoda kısa parça. (2) “adagio”dan az daha hızlı tempo
AFFETTUOSO: Taşkın bir duyguyla.

AGİLE: Çabuk, çevik.
AGİTATO: Hızlı, sarsıntılı, heyecanlı.
AKOR: Aynı anda tınlamak üzere “dikey” olarak yazılmış ikiden fazla ses. Aynı terim, çalgıların, ses yüksekliklerinin birbiriyle uyuşması amacıyla (La=440) titreşimini tutacak şekilde düzenlenmesi için kullanılır.
AKORDİYON: hava etkisiyle ses veren, körüklü ve klavyeli çalgı. Çoğunlukla dans orkestralarında kullanılır.
AKUSTİK: Sesle, sesin doğumu özellikleri, ulaşımı ve alımı ile uğraşan fizik bilimi kolu.
ALLA MARCİA: Marş temposunda, marş gibi.
ALLA TURCA: Türk müziği benzerinde.
ALLEGRETTO : “Allegro”dan daha yavaş tempo.
ALLEGRO : Önceleri yalnız “mutlu” ve “sevinçli” anlamlarına gelirdi. Günümüzde hızlı tempoyu anlatmak için kullanılır.

Okumaya devam et

KEMAN VE YAY NASIL TUTULUR ?

KEMAN NASIL ÇALINIR?
En önemli iki  adım  kemanın  ve keman yayınının   doğru tutulmasıdır. Vücut  ağırlığımızı dengeli  bir şekilde  yere aktarabilmek için ayaklarımız omuzlarımız  genişliğinde  açık olmalı ve yere sağlam bir kavrayışla  basmalıdır.
KEMAN YERLEŞTİRME
Keman, sol  kolumuzu  yerden paralel  kaldırdığımızda  sol  kolumuzla  paralel  olacak şekilde  tutulur.
Kemanı omuz ve boynumuz  arasında  çenelik denilen aparata  çenemizi uygun pozisyonda yerleştirerek vücut  yapımıza  en uygun şekilde  tutarız.
İlk  haftalarda ki çalışmalarda sadece kemanı boynumuzda  rahat tutmaya çalışmalı  ve yaya hiç dokunmamalıyız. Bu bize-beynimize ve sol kolumuza  ağırlık taşımamasını ve keman tutuluşuna destek vermemesini öğretir. Aksi halde  ne vibrato yapabilirsiniz ne de keman çalabilirsiniz. Başparmak ucu yukarıya doğru işaret edecek  şekilde durmalıdır( V harfi gibi).

Dirsek hafifçe sağa işaret etmelidir. Bilek rahat, düz ve uyumlu olmalıdır.



Okumaya devam et

Öne Çıkan

MÜZİK SANATININ TARİHSEL GELİŞİMİ


Müziğin tarihte ilk nasıl ve nerede ortaya çıktığı ve ne amaçla kullanıldığı sorusu uzun yıllar boyunca müzik araştırmacı ve kuramcılarının üzerinde düşündükleri bir soru olagelmiştir. Gözümüzün önünde dünyanın ilk zamanlarına ait bir imaj canlandırmaya çalışalım ve kendimizi o vahşi -uçsuz bucaksız -her şeyin dev boyutlarda olduğu bir ortamda acınacak kadar küçük ve korunaksız -sözel bilinç ve dilin oluşmadığı- sözcükler yerine kaba sesler ve çığlıklarla en basit iletişim içinde olan-anlayamadığı her doğa olayı karsısında korkudan donup kalan ve vaktinin çoğunu kendinden büyük düşmanlarından saklanarak geçiren küçük klanlar halinde yasayan ilk insanlardan biri olarak hayal edelim. Bu durumda bana göre; birçok müzik araştırmacısına katılmak ve insanların ilk müzik aleti olarak taşları-kemik parçalarını v.b kullandıklarını-bunları birbirine vurarak değişik ritimlerle ses çıkarttıklarını söylemek en doğru yaklaşım olacaktır. Dil yeteneğinin henüz gelişmediği küçük çocukları incelediğimizde onlarında belli ritimsel kalıplar ve hecelerle sesler çıkarttıklarını görebiliriz. Ve bu iki maddenin ışığında ilk çağda yaşayan ilk insanın müziği hakkında bir fikir sahibi olabiliriz.

Zamanla dil yeteneği yavaş yavaş gelişmeye başladıkça henüz din fikrinin oluşmadığı bu ilkel topluluklarda insanlar doğadaki sesleri ellerindeki basit araç gereçlerle taklit ederek müziği doğa olaylarına hakim olmak ve kendilerini korumak için büyü -tapınma amaçlı kullanmaya başlamışlardır. İlkçağdan günümüze kalan çalgı örneği pek olmamıştır ama yine de o müziğin neye benzediğini anlayabilmek için belgesellerde gördüğümüz, balta girmemiş ormanlarda, keşfedilmemiş bölgelerde yasayan küçük kabilelerin müziklerini incelemek yeterli olacaktır. Başlarında kabilenin büyücüsü ya da şefi olmak üzere yaptıkları danslar, söyledikleri şarkılar, kullandıkları çalgılar, bu çalgıların şekilleri-renkleri ve sesleri bu kabilelerin müziği bizim gibi eğlence amaçlı değil büyü ve ayinsel törenler için kullanıldıklarını bize kanıtlamaktadır. YANİ MÜZİĞİN İLK GELİŞMESİNDE AMAÇ EĞLENCE DEĞİL, DOĞAYA HAKİM OLABİLMEK İÇİN MÜZİĞİ BÜYÜ AMAÇLI KULLANMAKTIR.
Okumaya devam et

Öne Çıkan

ROCK MÜZİĞİN TARİHÇESİ

Rock, 20. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış, genellikle elektrogitar, basgitar ve bateri gibi enstrümanlarla beraber vokal melodi taşıyan popüler müzik formudur. Organ ve piyano gibi klavyeli enstrümanlara da rock’ta sıkça rastlanılabilir. Saksafon gibi üflemeli çalgılar rock’ın ilk hallerinde oldukça sık kullanılmış olsa da yeni rock türlerinde nadiren görülürler. Rock tanımı oldukça genel bir tanımdır ve de sınırları kesin bir şekilde belirlenmemiştir. Birçok türü vardır ama en tepede iki tür vardır. Bunlar hard rock ve genel olarak heavy metaldir.Rock’ın oluşumunda rock and roll ve rockabilly gibi müzik türleri önemli rol oynamışlardır. İngiliz Rock’ının 1960larda gelişmesiyle “rock müzik” tanımı yaygınlaşmıştır. “İngiliz Fethi” olarak adlandırılan bir akımla, bu müzik tarzı tekrar Amerika’da yayıldı ve hatırı sayılır bir etkiyle uluslararası bir fenomen haline geldi. Rock günümüzde birçok türü altında barındırarak oldukça yaygın olarak dinlenen bir müzik türü haline gelmiştir.
Okumaya devam et
Öne Çıkan

JAZZ MÜZİĞİN TARİHÇESİ

EFSANE

‘Mississipi nehri civarında  Vicksburg şehrinde  yaşayan Charles  adlı  müthiş  yetenekli  bir  piyanist vardı. Küçük  bir barda parlak bir ışık gibi   göz kamaştıran bu adama arkadaşları parçanın  ortasında

-Hadi CHAZ  Hadi

Diyerek solo bırakır, Charles’da solo ve doğaçlamalarıyla  ortalığı büsbütün coştururdu. İşte, Charles adının kısaltılmış şekli olan bu chaz kelimesi  dilden dile  dolaşarak değişime  uğramış ve bugünkü jazz  adı buradan gelmiştir.”

Jazz’ın başlangıcını kesin olarak saptamak konusunda en tarafsız araştırmacılar  bile fikir  birliğine  varamamışlardır. O kadar ki  henüz  jazzz kelimesinin  tam olarak neyi  ifade  ettiği  konusunda bile  tam olarak  anlaşma sağlanabilmiş  değildir. Sadece  bu kelimenin ilk defa New Orleans’a gelip yerleşen Fransız  göçmenleri  arasında  kullanılan bir  argo olduğu  ve  hızlandırmak anlamına geldiği konusunda fikir  birliğine varılmıştır. Başka bir teoriye  göre eski  dünyanın ucuz kabarelerinde  doğmuştur. Daha  başka  bir teoriye  göre de jazz Afrika’nın vahşi ve karanlık bölgelerinde kabilelerin çılgın dini ayinlerinde  yaptıkları  danslardan doğmuştur.

Okumaya devam et

BAROK DÖNEM MÜZİĞİ

42-mask_eye_mask_barocco_sole_gold

BAROK DÖNEM, 1600 ile 1750 yılları İtalya’daki opera denemeleriyle başlamış, J.S.Bach’ın ölümüyle sona ermiş ve tüm müzik türlerinde günümüze kadar kalıcı olan değişikliklerin oluşmasına neden olmuştur.

Barok müzik, bir döneme adını vermekle birlikte mimari başta olmak üzere diğer pek çok kategoride de değerlendirilebilmektedir. Barok Portekizce barroco (düzgün olmayan inci) kelimesinden gelmektedir. Mimarlıkta, deniz kabuklarına benzer eğmeçli bezemelerden meydana gelen, 17. yüzyılda kısmen de 18. yüzyılda Avrupa’nın özellikle Katolik ülkelerine (İtalya, İspanya, Portekiz, Avusturya, güney Almanya, Belçika) ve Latin Amerika’ya yayılmış olan üslup olarak göze çarpar. Barok sözcüğü yalnızca 17. yüzyıldaki genel tutumu nitelendirmekle kalmamış, Helenizm ile Gotik’in geç dönemlerindeki bazı belirtilerin anlatılmasında da kullanılmıştır.
Okumaya devam et

İLKÇAĞ UYGARLIKLARINDA MÜZİK


İLK ÇAĞ UYGARLIKLARINDA MÜZİK ( M.Ö.4000-M.S. 300 )
İlk çağ uygarlıkları içinde yer alan her toplumun kendine özgü bir müziği vardı. Ancak günümüze hiç biri gelememiştir. Anadolu’da kurulan Hitit, Frigya ve Lidya gibi uygarlıklarda müziğin dinsel törenlerde yer aldığı bilinmektedir. 1859 yılında Çanakkale yakınlarında bulunan ve M.Ö. 400 yılından kalma çalgının, dünyanın en eski ahşap çalgısı olduğu ileri sürülmektedir.

MEZOPOTAMYA’DA İLKÇAĞ UYGARLIKLARI


Sümer, Akad, Ur, Babil ve Asur devletlerinde canlı bir müzik ortamı gelişmiştir. Tapınaklarda mesleği müzik olanlar genellikle din adamlarıydı. Babiller, telli ve vurmalı çalgıların yanı sıra flüt ve Obua türünden çalgıları da kullanmaya başlamışlardır. Babiller, müzikte kullanılan aralıklarla mevsimler arasında bağlantı kurmuşlar, örneğin; ilkbahar-güz arasında 4’lü aralığına, ilkbahar-kış Aralığında 5’li, ilkbahar-yaz arasında 8’li aralığına eş saymışlardı.

Okumaya devam et

SCHUMANN’IN GENÇ MÜZİSYENE ÖĞÜTLERi

1- Kulak eğitimine çok önem veriniz. Küçük yaşlarda sesleri ve tonali­teleri tanımaya çalışınız. Bir kilise çanının, pencere camının ve kuş cıvıltılarının verdiği sesleri tanımaya çalışın.
2- Gamlara ve öteki parmak alıştırmalarına sürekli çalışın. Ancak ileri yaşlara kadar günde birkaç saatini teknik çalışmaya vererek böylelikle olgun bir icra gücüne erişeceğini sananlar çoktur; bu durum, alfabeyi her­ gün biraz daha hızlı okumak için uğraşmaya benzer. Zamanınızı daha iyi kullanınız.
3- İyi sayınız. Nice virtüözlerin icrası, sarhoş bir adamın yürüyüşüne benzer. Onlardan olmayınız.
4- Armoni kurallarını erken öğreniniz.
5- Müzik teorisi, şifreli bas, kontrpuan gibi şeylerden ürkmeyiniz. Onlarla dost olunuz, karşılığında dostluk göreceksiniz.

6- Yarım yamalak çalışmayınız. Her zaman istekle çalışınız ve eserleri hiçbir zaman yarım bırakmayınız.
7 – Ağırlaşmak ve acele etmek iki temel hatadır.
8- Kolay eserleri iyi ve güzel bir biçimde çalmaya çaba gösteriniz. Bu, güç bir eseri çalmaktan daha iyidir.
9- Her zaman iyi akort edilmiş çalgı üzerinde çalışınız.
10- Bir eseri yalnız parmaklarla öğrenmek yeterli değildir: Onu çalgısız. Şarkı halinde de söyleyebilmelisiniz. Hayal gücünüzü çalıştırınız.Öyle ki ; bir eserin yalnız melodisini değil, armonisini ve akorlarını da ezbere al­malısınız.
Okumaya devam et

ÇAĞDAŞ (MODERN) DÖNEM MÜZİĞİ


MODERN DÖNEM  MÜZİĞİ
Bu dönemi adlandırmada genel kabul görmüş bir terim yoktur. Çağdaş Müzik veya 20. Yüzyıl müziği gibi adlandırmalar yapılabilirse de özellikle ikincisi yüzyılın ortalarında yaşamış olan Rachmaninov, Sibelius ve R. Strauss’ uda kapsadığından uygun olmayabilir.

http://karabudaktuncer.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif
Yeni müzik terimi bu müzik türünün felsefesini ve 19. Yüzyıl romantizmine karşıt olan arayışları daha iyi tanımlayacaktır.
Yeni müzik Alman Avusturya romantizmine ve onun temsil ettiği her şeye bir başkaldırıyı simgeler. Değişik besteciler değişik tekniklerle başarılı örnekler oluşturmuşlardır. Bu müzik türünde Empresyonizm, Romantizm ya da Barok dönem de olduğu gibi belli bir stil ya da kalıp yoktur. Besteciler belli bir tekniğe bağlı kalmak yerine birini denedikten sonra bir başkasına geçmekte bir sakınca görmemişlerdir.
Başkaldırış eser adlarında da kendini göstermektedir. Buna örnek olarak Erik Satie’nin “Like a nightingale that has a toothache” ve Trois Morceaux’ un “Three pieces in the form of a pear” gösterilebilir. Bunlar son yüzyılın romantik başlıklı senfonik şiirlerine bir reaksiyon olarak görülmektedir.

1.Dünya Savaşı sonrası bazı bestecilerin eserlerinde caz esintileri de görülür. Örn: Stravinsky “Ragtime” 1918, Copland’ın “Two Blues”1926.
Bilimdeki gelişmelere paralel olarak radyo konser salonlarına gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmişti. Randall Thompson’un Süleyman ve Belkıs operası radyo istasyonları tarafından telif ödenerek yayınlanmıştı. 1929’dan itibaren sesli çekilmeye başlayan sinema filmleri bestecilere yeni imkanlar yaratmıştır. Fonograf’ın icadı ile dünyanın en izole bölgelerinde bile insanlara müziği istedikleri repertuarla dinleme imkanı yaratmıştır. Son olarak Televizyon kitle iletişimini en üst düzeye çıkarmıştır.
Okumaya devam et