Öne Çıkan

ROCK MÜZİĞİN TARİHÇESİ

Rock, 20. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış, genellikle elektrogitar, basgitar ve bateri gibi enstrümanlarla beraber vokal melodi taşıyan popüler müzik formudur. Organ ve piyano gibi klavyeli enstrümanlara da rock’ta sıkça rastlanılabilir. Saksafon gibi üflemeli çalgılar rock’ın ilk hallerinde oldukça sık kullanılmış olsa da yeni rock türlerinde nadiren görülürler. Rock tanımı oldukça genel bir tanımdır ve de sınırları kesin bir şekilde belirlenmemiştir. Birçok türü vardır ama en tepede iki tür vardır. Bunlar hard rock ve genel olarak heavy metaldir.Rock’ın oluşumunda rock and roll ve rockabilly gibi müzik türleri önemli rol oynamışlardır. İngiliz Rock’ının 1960larda gelişmesiyle “rock müzik” tanımı yaygınlaşmıştır. “İngiliz Fethi” olarak adlandırılan bir akımla, bu müzik tarzı tekrar Amerika’da yayıldı ve hatırı sayılır bir etkiyle uluslararası bir fenomen haline geldi. Rock günümüzde birçok türü altında barındırarak oldukça yaygın olarak dinlenen bir müzik türü haline gelmiştir.

Buraya kadar yer alan bölüm rock müzik tarzı ile ilgili bölümdür. Rock müziği tür olarak ele aldığımızda bunlardan çok çok daha kapsamlı olgular çıkar karşımıza. Öncelikle Rock müzik Blues adlı müzik türünden doğrudan olarak etkilenmiştir. Onun için Blues felsefesini incelemeden rock müzik felsefesi incelenemez. Blues’u icad eden siyahlar, beyazlardan gördüğü zulüm karşısında sitemlerini üstü kapalı bir şekilde belirtmişlerdir. Bunu gittikçe geliştiren blues sanatçıları bu sitemin üzerindeki örtüyü yavaş yavaş kaldırmaya, müziklerini de aynı şekilde daha açık hale getirmeye başlamışlardır. O dönemlerde müzik aleti alamadıkları ve beyazların askerlerine ait müzik aletlerini kullandıklarını unutmamalıyız. Yukarıda adı geçen üflemeli çalgılar bu dönemlerden gelen bir alışkanlıktır. Sözlerin ve müziğin sitemi yansıtması artık gittikçe isyan boyutuna girmeye başladı. İşte böyle bir dönemde rock adını duyurmaya başladı.Caz’dan etkilenen Blues artık Rock’ı doğurmuştu. Müzikte elektrogitarın kullanılmasının en büyük sebebi ise distortion adı verilen ses efektinin kulakları tırmalayıcı tınısının isyanı ve acıyı en iyi şekilde yansıttığının düşünülmesidir. Müzik ve sözler gittikçe sertleşmeye başladı. Bu durum hardrock’ı ortaya çıkarttı. Müzik artık sadece siyahların acılarını ve sitemleri anlatan ulusal bir yapıdan, bütün dünyayı ilgilendiren sorunlara ve siyasete karılan evrensel bir yapıya yol almaya başladı. Devam eden günlerde rock müzik muhalif yanının gittikçe kaybolduğunu düşünenler heavy metal çağını başlattı. Heavy metal ise gerek müzik tarzı bakımından, gerekse düşünceleri bakımından yüzlerce türe ayrılmaya başladı. Esas olarak hepsi aynı yöne giderken farklı yollara sapıldı, fakat hepsinin kaynağında rock, Rock’ın kaynağında blues, blues’un kaynağında caz, caz’ın kaynağında klasik müzik vardır.

60 ‘LI YILLARDA ROCK MÜZİK

“Çiçek Çocuklar Dönemi”  Rock müzik ilk ortaya çıktığında bir sürü tür ve stilin nahoş bir karışımı idi ve olgunlaşması uzun zaman aldı. Rock’n Roll terimi ilk kez Alan FREED isimli Cleveland’lı bir Dj tarafından, THE DOMİNOES  grubunun “ Sixty Minute Man” adlı şarkısında geçen “My baby rocks me with a steady roll” sözlerinin etkisiyle 1951’de kullanılmıştır. Rock and Roll’un uzun tarihine bakacak olursak günümüzde Rock müzik olarak tanımladığımız müziğin oldukça geniş bir müzik yelpazesinin sentezi olduğunu görürüz. Günümüzde de bu sentez devam etmekte ve Rock müzik günden güne değişmektedir. JERY LEWİS-CHUCK BERRY- BUDDY HOLLY ve elbette ELVİS PRESLEY gibi isimler Amerika’da Rock müziğin gelişiminde büyük katkılarda bulunmuştur. Esasen asi bir müzik olan Rock müziğe bu asiliği getiren ilk isimler de bunlardır.

Müzik geliştikçe stil ve teknik kadar imaj da girmeye başlamıştır. Yukarıda bahsettiğimiz türlerin karışımı olan Rock müziği bildiğimiz haline getiren adam Los Angeles’li bir prodüktör olan PHİL SPECTOR oldu. SPECTOR gençlik enerjisi ile beslenen öfke ve asiliği alıp THE CRYSTALS, THE SHANGRİLAS, THE RONETTES gibi sıradan grupları dönemin büyük isimlerine dönüştürdü. IKE ve TINA TURNER, THE ROLLİNG STONES, JOHN LENON, THE RAMONES  gibi isimleri de yaratan adam oldu. SPECTOR Rock müzik tarihinde bir grup elemanı veya bir müzisyen olmadığı halde en ünlü olan kişidir.

Spector en iyi olduğu iş neyin ne zaman yapılması gerektiğini bilmesiydi. Bu yüzden West Coast modası başladığı sıralarda JAN & BEN ve THE BEACH BOYS gibi grupları yarattı ki bunları müzik tarihinin ilk boy band’leri olarak tanımlayabiliriz. Okuldan çıkıp sarartılmış saçlarını dağıtarak kocaman sörf tahtalarına atlayan ve okyanus kıyısına koşan gençler sayesinde bu tür müzik uzun süre listelerde kaldı. West Coast müzik türü için her şey iyi giderken yeni bir akım şekillenmeye başladı. Bu akım içinde kız grupları da tutunmaya çalıştı ama sörf kültürü içinde kızlarının yerinin kıyıda oturmak olmasından dolayı bu fikrin ömrü epey kısalmış oldu. Bu sıralarda oluşan en büyük darbe İngilizlerden geldi. İngilizler o zamana kadar ki bütün gruplardan daha gürültülü ve sert söylüyorlardı şarkılarını. Bu da onları büyük yapan neden oldu.1964’te bu istilayı başlatan en büyük grup tabii ki THE BEATLES oldu.

THE BEATLES, Kuzey Amerika’ya ayak basar basmaz sansasyonların ardı arkası kesilmiyordu. Albümleri haricinde yan ürünleri de satılan ilk ünlü grup olmuşlardı. Bir müzik türünü etkiledikleri kadar insanların dış görünüşlerini de etkileyen THE BEATLES’IN rock müzik tarihinin en iyi grubu olması artık şaşırtıcı gelmemeli. Kâküllü saçları ve fermuarlı botlarıyla dönemin hayat akımı haline gelen THE BEATLES’ DAN hemen sonra THE KİNGS  ve THE ROLLING STONES ‘da ciddi sayıda fanatik dinleyici sahibi oldular. THE BEATLES’IN müziği zaman içinde yavaş yavaş değişime uğradı. Bu müzikteki esas değişim 1967’de gerçekleşti, hippi şuuru dalga dalga yayılıyordu.


THE ROLLING STONES da 1960’dan itibaren soundunu devamlı değiştirdi. Hatta değiştirmedikleri tek şeyin müziklerindeki sertlik olduğunu söyleyebiliriz.1960’lı yılların sonuna doğru bir San Francisco akımı ortaya çıktı, en gözde gruplar San Francisco’dan Amerika’ya yayılıyordu. JANIS JOPLIN , JEFFERSON   AİRPLANE,THE GREATİFUL DEATH  gibi gruplar San Francisco’yu sallarken,daha güneylerde Los Angeles’da THE DOORS fırtınası fena halde esmeye başladı.



1970’Lİ YILLARDA ROCK MÜZİĞİN GELİŞİMİ

1960’lardan 1970’lere girildiğinde müzik grupları da “süper gruplar” haline gelmeye başlamıştı. Gruplar daha kapsamlı turnelere çıkıp stadyumları dolduruyor, görkemli şovları ile her konseri daha törensel bir atmosfere çeviriyorlardı.1960’larda kurulan JETHRO TULL, THE MOODY BLUES  ve  PINK FLOYD  gibi İngiliz gruplar, süper starlar haline geldiler. BLACK SABBATH  gibi gruplar rock müziği sevimli hippi kültüründen uzaklaştırıp daha karanlık ve mistik temalar üzerine oturtarak bugün “Metal müzik” olarak bildiğimiz Rock türevini oluşturdular.

Kuzey Amerika’da ise daha değişik bir tarz popüler olmaya başlamıştı. Geleneksel country müziğini rock ile karıştıran bu tarzın öncüleri STILL’S AND NASH, LYNYRD  SKYNYRD, CREEDENCE CLEARWATER, REVİVAL ve  THE EAGLES  idi. Bunlar diğer grupların aksine her şeyin akustik olmasından yana bir tavır içine girdiler. Rock cephesinde bunlar olup biterken İngiltere’de glam demlenmeye, Amerika’da da disco müziği patlamaya hazırlanıyordu. İngiltere’deki glam Rock’ın (ya da glitter rock-icracıların gözlerine yaptıkları parıltılı makyajdan alıyordu ismini) ilk temsilcisi, katıldığı televizyon programlarındaki şovlarıyla fırtınalar estiren  T-REX ‘den Marc BOLAN’dı. O günlerde Marc BOLAN’ın gölgesinde kalan ancak günümüzde herkesin yakından tanıdığı DAVİD BOVİE ‘de Marc’la çalışıyordu. Glam Rock’ın felsefesi, esas olanın müzikte mesaj vermek değil tamamen dış görünüş olduğu yolundaydı.1970’li yılların sonları  THE NEWYORK DOLLS, ÂLİCE COOPER, KISS ve hatta AEROSMITH ’in altın yılları oldu.

Derken Rock müziği sarsacak bir gelişme daha oldu. Ortaya New York Punk diye bir akım çıktı. THE RAMONES  ve BLONDİE, İngiltere’de de THE CLASH ve THE SEX PİSTOLS ortalığı oldukça karıştırdılar.1960’lardaki garage gruplarına benzemiyorlardı. Onlar da 1960’lardaki öncüleri THE TRASHMAN  ya da THE SONICS  gibi  Rock müzik yapmalarına rağmen müzikleri kulak tırmalayan üç akoru tekrar tekrar çalıp bağırmaktan ibaret değildi. Onların müzikleri Punk’ın temelini oluşturdu ve Rock müzik tarihinde en yıkılmaz türün oluşmasında öncülük ettiler. Çünkü gerçekten günümüze baktığımızda trend müzik olmasa da Punk’ın her dönemde var olduğunu söylemek mümkün. Tabii bu bahsi geçen grupların Punk’ın felsefesini değil müziğini oluşturduğunu da belirtmek istiyorum. Punk’ın felsefesinin ise ilk olarak Çiçek Çocuklar Dönemi’nde Hippilerden geldiği de bilinen bir gerçektir. Buna rağmen Hippi müziğinin günümüze kadar ulaşan Punk’ın ana temalarını içerdiğini de söylemek mümkün değildir. THE SEX PISTOLS  özellikle rock tarihindeki tüm punk gruplarını etkilemiştir. Özellikle Sid Vicious, Nirvana’ya kadar tüm grupların idolü olmuş, sadece müziği değil yaşam tarzıyla da Punk benzeri akımların gelişmesinde etkili olmuştur.

HEAVY METAL DOĞUYOR

Heavy Metal, BLACK SABBATH  ile başladı. Bu blues topluluğu, modern yaşamın dehşetini vurgulamak için “Heavy Rock”a yöneldi. Aynı dönemde çıkan LED ZEPELLIN, blues-rock bir yapıya sahipken her iki grup proto-metal’in mimarları sayıldı. Bu 60’lı yıllarda ortaya çıkan hard rock soundunun daha sert ve daha kompleks yapılara bürünmüş haliydi.

1980’Lİ YILLARDA ROCK MÜZİĞİNİN GELİŞİMİ

Döneme tarihsel açıdan bakıldığında, soğuk savaş zirveye ulaşmış ve yatışmıştı. Ancak bu temelleri yeniden oynattı ve güç el değiştirdi. Dünyanın yeni nesilleri sonuçsuz yıllara ve belirsiz politik ikonlara alıştı. Toplumdan geri çekildiler fakat bu protesto, değerlerinin uygulanışına olmaktan ziyade değer olmayışınaydı. İnsan davranışının ve medeniyetinin gizli yönleri toplumun ilgili üyelerince tartışıldı. Ancak dışarıda uyku devam ediyordu ve çürüyen dünyada “inkâr” önem kazandıkça durum kötüleşiyordu.80’lerde iş, gelecek, emeklilik planları ve yabancı savaşların krallığında uygunluk arayan bir tüketici toplumu hakimdi. Yeni teknoloji, yaşamı kolaylaştırdıkça banal hale geldi ve dahası pek çok insanı makineleştirdi. Sonuç olarak muhalefet doktrinlerde rasyonalistti ve büyük bir makineyi programlamışçasına katıca hesaplanmıştı. Tüm ideolojilerde şiddet ve saldırganlık hakimdi. Dünyada ilişkiler gerginleşti ve yaklaşan ölümünü oluşturmak üzere noktadan koptu. Toplumun resmi ideolojisi “ideolojisizlik” oldu.


1980’li yıllar Metal müziğin gelişimi için de oldukça önemli yıllardı. Bu dönemin birkaç yıl gerisinde oluşan bir İngiliz istilası başladı. BLACK SABBATH, JETHRO TULL, BUDGİE, JUDAS PRİEST, MOTÖRHEAD, DEF LEPPARD  ve  UFO gibi gruplarla başlayan dönem IRON MAIDEN, SAXON, VENOM, ANGEL WITCH, SAMSON, RAVEN  gibi birçok grupla devam etti. Bu dönem dünyada birçok insanı etkisi altına aldı ve bu döneme “New Wave Of British Heavy Metal” denildi. Bu tarzda çift gitar uyumu, anlaşılır melodik yapı, düz ama agresif vokal yorumları, gizemli dünyadan politik eleştirilere kadar uzanan konularla birleştirildi. Öyle bir dönemdi ki, Spider ve Samson’un Heavy Rock’undan Warface’in Death-Black metaline kadar bir köprü kuruyordu.

Peşinden “Speed Metal”in geleneksel ton yapısı nihilistlik, kromatik bir hal aldı. Böylece o dönemde yine ortalıkta olan punk rock’tan doğan bir sentezle “Death Metal”e uzanıldı. SLAYER’ ın çıkışıyla modern metal oluştu. Bu dönemde Punk’ın hızını ödünç alan bir tür de ortaya çıktı ve bu türün adı da “Thrash Metal”di ve gerçekten kırbaçlarcasınaydı. Müzikal yapıda twin-pedal bir zorunluluk haline geldi ama dörtnala giden bir at gibi kullanılmalıydı. Çoğunlukla da kullanılan davulun üst kısmıydı (altolar).İyi bir gitaristin görevi de müziği kısa lead gitar partisyonlarıyla ve doğru zamanda sololarla renklendirmekti. Thrash Metal’in kötü özelliği ise kısır bir yapıya sahip olmasıydı. Bundan dolayı çok grup müziklerine klasik yapının (davul-gitar ve bass gitar) yanı sıra değişik “Power Metal” unsurlarını da kattılar. Bunlar, vokaldeki çığlık yorumları, klavyeler gibi şeylerdi. Diğer bir müzikal yöneliş ise tüm bu eklemeleri reddedenlerdi ki onlarda da değişim vokal yorumunda ağırlıklı oldu. Anlaşılır ama agresif Thrash vokalinden, zor anlaşılan brutal bir vokal yorumuna yönelindi. Birçok müzik dinleyicisi bunu kabullendi ve “Death Metal” ortaya çıktı.

Thrash ve Death Metal’ de konular genellikle gelişen modern toplumun teknolojik zararları, yani nükleer tehlike, politik yaşamdaki olumsuzluklardı. Bu nükleer zararların eleştirilmesiyle karşımıza onu temsil eden iskelet, kurukafa, eriyen suratlar gibi sürrealist figürleri de çıkardı. Bunlar zaman içerisinde t-shirt’leri süsledi. Burada vurgulanmak istenen nükleer tehlike ile yok olmak istenmemesiydi. O yüzden iskelet figürleri bir başkaldırıyı temsil etti.

Tabii bunlar zamanla albüm kapakları olarak karşımıza çıktı ve bu müziğe alışamayan toplumlarda anlaşılamamaktan dolayı tepki aldı. Mesela MEGADEATH parçalarında politika, Nazi katliamlarına olan tepki ve nükleer tehlikeyi ele aldı. Zaten grubun isminin anlamı da, bir nükleer patlamadan sonra ortaya çıkan ölü sayısı veya dünyayı yok eden nükleer patlamada kişi başına düşen nükleer etkiyi simgeliyordu.

Diğer taraftan 1980 yılında JOHN LENNON ’ın ölmesi Rock müzik tarihinde bir dönemin sonu olarak bilinmekteydi. Zaten son zamanlarında eskisi kadar popüler olmayan THE BEATLES  efsanesi de son bulmuş oluyordu. Bundan sonra THE BEATLES ‘ın elemanları bireysel çalışmalarıyla gündemde olacaklardı.80’ler Alan Parker’ın yönettiği “Fame” filmiyle açılmıştı ve bu filmin müziği de oldukça ünlenmişti.1980’lerin gördüğü ilk büyük müzik “Boogie Rock” tı. Blues’un biraz sulandırılmış bir hali gibi görünen Boogie Rock’ı icra edenler, CREAM, LED ZEPELLIN  gibi baba grupların yaptıklarının aksine, enstrümantal doğaçlama gibi şeylere kafa yormadan eğlenceli, hareketli ve ritme önem veren bir müzik yapıyorlardı. ZZ TOP, STATUS QUO( In The Army Now şarkısıyla oldukça ünlenmiştir),WET WILLIE gibi grupların bir özelliği de bütün müziklerini 4/4’lük ritim ölçülerinde icra etmeleriydi.1980’lerin başka bir trendi,1979’da başladığını söyleyebileceğimiz gothic müzik oldu. Ucu DAVID BOVIE ve  THE DOORS  a kadar giden gothic müzik,1980’lerde Punk’ın popülaritesini yitirmesiyle bir hayat akımı haline geldi. İnsanların dış görünüşleri yine değişiyordu. Bu grupların arasında en baba grubun BAUHAUS olduğunu söyleyebiliriz.

NEW WAVE  ile GOTHIC’in sentezi de birçok grupta görüldü. NEW WAVE  Punk’un devamı olarak nitelendirilen bir müzikti. Punk müzik 1980’lerde birkaç dala ayrıldı. Gothic’i anlattık.”Post-punk” olarak nitelendirilen müzik punk’tan daha zorlayıcı ve sanatsaldı. New Wave ise daha sonraları Pop Müzik olacaktı. New Wave, enerjisini Punk’tan alıyordu ancak elektronik öğelerin artmasıyla bambaşka bir müzik türüne dönüştü. Sınırlarda gezmeyi seven ELVIS COSTELLO  ve THE PRETENDERS ile THE POLICE, MADNESS, THE SPECIALS’ DA bu müziği icra ediyorlardı. New Wave belki de dünya müzik tarihinde en fazla tek-hitlik grup çıkaran müzik türüdür. Bu nedenle bu müzik türünü icra edenlerin isimlerini bir bir saymamız imkânsız.1980’lerin ortalarında HARD ROCK’IN bir türevi olan HAIR METAL  hüküm sürüyordu.

Bu müzik türü,görünümü çekici fakat içi kof,pop yönlendirmeli hard rock gruplarını ifade ediyordu.Gürültülü ancak anlattıkları bakımından ipe sapa gelmez aşk şarkılarının grupları,özellikle MTV’nin de gazıyla çoğalmışlardı.Zaten MTV’nin ara gazıyla ortaya çıkan ilk müzik türü de budur.Yanardöner kıyafetleri,file atletleri,ağır makyajları,üç beden küçük Jeanları ve tabii ki kabarık,permalı,uzun saçları ile CINDERELLA,WARRANT,POISON,BON JOVI,DEF LEPPARD,WHITESNAKE,MR BIG  ve SKID ROW’ dan bahsediyoruz tabii ki.Yine de bu gruplardan bazıları kendilerini kurtararak günümüzün saygı duyulan pop ve rock grupları haline geldiler.


1990’LI YILLARDA ROCK MÜZİĞİNİN GELİŞİMİ

Soğuk savaş sonrası sebatsızlık ve sosyal sıkıntılar nihilistik ve hatta tek kullanımlık bir toplum yarattı. Çocuklar hayatlarını değersiz saydılar ve anlamsız emek milyonların vaktini alırken, tapınma intiharları gerçekleşti. Müzik yarı gönüllülükle uygunsuz ideallere tam kölelik arasında sürüklenip durdu. Toplumun yaşandıkça 80’lerin cahil ticari şehvetini kaybetti ve kendi estetikten yoksunluğundan habersiz 70’lerin optimizmini geri canlandırmaya kalkıştı. Duygusal nihilizm ön plana çıktı ve öfkeli ruhlar yaşamak için bir sebep ya da ölümün anlamını bulmaya çalıştı.

1990’lı yıllar Rock müziğin diğer bütün müzik türlerinden daha ön planda ve daha trend olduğu yıllar olarak müzik tarihine geçmiştir. Özellikle “Grunge” akımı punk müziğin aslında ölmediğini sadece bir uykuda olduğunu gösteren en büyük ve en gerçek delildir. 1990’ların başında kot pantolonlar kendiliğinden yırtılmış satılmıyor, hakikaten eskiyor, saçlar yüzün önüne atılmak için özellikle uzatılmıyor, boş vermişlikten uzuyor ve bir bıkkınlık, bir umursamazlık dalgası Seattle’de adamakıllı hâkimiyet kuruyordu. İş güç sahibi olamamış, tutunamamış ve evet, ‘kaybeden’ birtakım adamlar garajlarında gitar tıngırdatırken, müzikal özlerini 70’lerin heavy metal’inden, felsefesini ise punk’dan ve 1980’ler Amerikan hardcore’undan alan yılgın bir müzik türü yarattılar. Bu grupların ilk örnekleri olan GREEN RIVER, MUDHONEY ve SOUNDGARDEN  bazen dinlenebilme sınırlarını zorlayan kabilinden gürültülüydüler.

İkinci ve en büyük dalga ise NIRVANA’yla başlıyor NIRVANA ’nın müziği o zamana kadar görülmemiş bir sadelik ve bir o kadar da derin duygular taşıyordu. Seattle’den başlayarak bütün Amerika’ya ve hatta tüm dünyaya kadar uzanan bu müthiş müzik yolculuğu binlerce depresif ve duyarlı dinleyiciyle buluşuyordu. Günümüzün nu-Punk’ından farkı ise o zamanlar  müzisyenlerin  günümüzde olduğu gibi zengin bir hayat yaşayıp “acıların çocuğuyum” tavrı takınmamalarıydı. Onlar gerçekten yokluğun ve hüznün içinden doğup dünyaya açılmışlardı. NIRVANA’nın da bu kadar ünlü olmasının yegâne sebebi buydu. Bu dönemde binlerce Grunge grubu kuruldu ancak OZYY OZBOURNE’ UN deyişiyle “Seattle Böceği” olan bu müziği icra edenlerin en iyileri NIRVANA, SOUND GARDEN ve PEARL JAM olarak akılda kaldı.

NIRVANA’nın 1991 yılında çıkardığı NEVERMIND  albümü bu türün en iyi albümü olarak sayılmış, bu albümün hit parçası Smells Like Teen Spirit de yüzyılın en iyi parçası seçilmiştir, MTV tarafından. Dönemin insanlarının görünüşü de Grunge kültürüyle özdeşleşiyordu. Eskiyerek yırtılan pantolonlar, miskinlikten uzatılan ve öyle bırakılan saçlar en fazla görülen insan manzaralarındandı. MTV’nin parmağını bu müzik türüne de sokması Grunge’ı bir trend haline sokarak onun yok olmasında en büyük pay sahibi oldu. KURT COBAIN bu popülerliği ve trend olmayı aktarmaya çalıştığı duygulara ters buldu ve aramızdan ayrıldı.



1990’LI YILLARDAN GÜNÜMÜZE ROCK MÜZİĞİ

1990’lı yıllarda GUNS’ N ROSES gibi bazı gruplar Rock n Role  ve  yeni yeni ünlenen bir müzik türü olan metal müziği birleştirerek yeni türler ortaya çıkarmaya çalışmışlar. Bu gruplar haricinde BON JOVI, eski alışkanlıklarını bırakıp yakışıklığını kullanmanın en iyi yolunun Rock müzik’e “aşk” kavramını katarak milyonlarca genç kızın gönlünü çalmakta bulmuş ve ününe ün katmıştır. Yine de bir Metal faktörü 80’li yıllardan edindiği potansiyel ve insanların farklı müzikler dinleme yolundaki eğilimlerini sisteme olan tepkiyle birleştirip önemli bir müzik türü haline gelmiştir. Özellikle 1980’lı yıllarda şekillenen ve oldukça ünlenen Metal Müzik’te özellikle METALLICA ’nın 1991 kaydı olan BLACK  Albümü, MANOVAR ’ın, IRON MAIDEN ’ın, SEPULTRA ’nın, MEGADEATH ’in, OVERKILL ’in ve daha birçok grubun sayısız muhteşem albümü ve diğer grupların burada sayamayacağımız kadar çok albümleriyle Metal müziği de hatırı sayılacak bir dinleyici kitlesine ulaştırmıştı.

Metal müziğin derinine inersek  1990 yıllarda ortaya çıkmış ve Metal müziğin en hüzünlü eserlerinin icra edildiği bir sonbahar müziği olan Doom Metal türü eski Gothic müziğin bir uzantısı olan Gothic Rock ve Gothic Metal’e oldukça yaklaşmış durumda. Gruplarda trend olan başka bir moda da “Kadın vokalistimiz olursa köşeyi döneriz” anlayışıdır. Bu anlayışla MTV fabrikasyonu bir Evanescence da Gothic müziğin trend olmasını sağlayarak Metal’e büyük bir kötülükte bulunmuştur bana göre.

Değişimlerden bahsederken Thrash, Death ve Black Metal’den de bahsetmeden geçemeyeceğim. Thrash grupları özellikle METALLICA’nın yenilikçi tavrı ve diğer Thrash Metal gruplarının gerek başka türlere kayması, gerekse de reklamlarıyla ilgili ciddi sorunları (diğer müzik türlerinin trend olması) bakımından diğer Metal türevlerine göre oldukça az sayıda olmalarına rağmen artık eski Thrash’den pek eserleri yok. Yine de bir SEPULTURA ’yı burada hakkını vererek anmak gerekiyor. Adamlar müzik anlayışlarından bir santim sapmadan muhteşem albümlerle yollarına devam ediyorlar. Son günlerde PANTERA, SLAYER gibi grupların isimlerini pek duymasak da MEGADEATH gibi bir grup hala yoluna, değişmiş de olsa devam ediyor.

Death Metal, zaten çok fazla olan gruplarıyla etkin durumda ancak bazı Death Metal grupları da bu müziğin özü olarak nitelendirilebilecek “Brutal Vokal” yerine Black Metal’e özgü “Scream Vokal” kullanmaya başlamışlardır. Yine de bu müzik türlerinde teknik olarak gelişim oldukça fazladır. Özellikle eskiden ortalama bir virtüoziteye sahip icracılar bile ortalıkta dolaşırken şimdi teknik olarak insanları etkilemeyen gruplar çuvallamaya mahkûm kalıyorlar. Günümüzde Metal müzik dinleyicisinin sık düştüğü hatalardan biri olan “Bir müzikte gitar soloları ne kadar fazlaysa o müzik o kadar iyidir” görüşü Death ve Black Metal gruplarının işine yaramış ve bu grupları gitaristlerinin virtüöz olmalarını gerektirecek teknik önlemler almaya itmiştir.


BLACK SABBATH’ ın ve daha az olmak üzere VENOM ’un öncülüğünü ettiği Black Metal türü daha sonraları VENOM’ UN müziğinden oldukça uzaklaşmış ve Metal müziğin en karanlık, en vahşi ve bir o kadar da felsefik yanını oluşturmuştur. Çoğunlukla konularını şeytan, pagan efsaneleri ve korku öğelerinden alan Black Metal, gruplarının sıra dışı şovları ve sahne performanslarıyla da 1990’lı yıllardan itibaren adından oldukça söz ettirmiştir. Bu müzik türünün öncüleri arasında MAYHEM, BURZUM, DEICIDE, MARDUK, EMPEROR  gibi grupları sayabiliriz.

Gothic Metal isimli tür ise gothic yaşama, sıra dışı melodik ezgilere ve orkestrasyonlara en fazla rastlanan Metal müzik türü olarak kendini yine 1990’lı yıllardan itibaren göstermeye başlar. Ancak 90’lı yılların sonuna doğru Doom Metal gruplarının da bu müzik türüne oldukça yaklaşık bir müzik anlayışı gütmeleriyle Gothic Metal de günümüzde en fazla dinlenen Metal müzik türü olarak görülmektedir. Doom Metal ise hala ayakta ancak daha melodik ve daha özgün eserlerin ortaya çıkması gerekiyor. Bu türün öncülerinden ANATHEMA ve OPETH hala çizgilerini koruyan gruplar arasında.

Aslını isterseniz Metal müziği dinlemeye başlayan bir insanın en önce ve en sık karşılaşacağı sorun dinlediği grubu nasıl sınıflandıracağıdır.1990’lı yıllarda bu müzik türleri arasında geçiş çok fazla yaşanmazken 2000’li yıllarda bu müzik türleri birbirine oldukça yakın müzikler yapmaya başlamış, örneğin Power Metal,bir opera sanatçısının elinde şekillendirilip orkestra ve opera vokal katılarak ortaya NIGHTWISH ekolü çıkmıştır.Rock müzik tarihine bu kısa yolculuğumuz sırasında birçok gruba ve müzisyene değinme lüksüm yoktu ancak yine de gidişatı konusunda sizleri bilgilendirmeye çalıştım.Rock müzik tarihini detaylı inceleyenler bileceklerdir ki bu müzikte trendler on-on beş yılda bir kendini tekrarlar.Sex Pistols-Nirvana-Puddle Of Mud üçlemesi buna bir örnek teşkil edebilir.Mesela önemli Metal gruplarının en ünlü oldukları zamanda o müzik türüyle ilgili çok ilerleme olduğu kadar çok da gerileme olduğu görülebilir.

About these ads

ROCK MÜZİĞİN TARİHÇESİ” üzerine 6 düşünce

  1. neden 1990 yıllara kadar biz 2012 deyiz lütfen onlarıda gösterin ,yazın………………!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

  2. metallica nın black albümüne yer verilmiş. black albüm metallicanın en çok satan albümüdür fakat muhteşem bir albüm değil. thrash metal en iyi dönemini 80lerde yaşadı. master of puppets(metallica), Pleasure to Kill(Kreator), Reign in Blood(Slayer) gibi albümlerden hiç bahsetmemişsin. 80lerin efsanevi albümlerini yok saymışsın. ayrıca 90larda nirvana ile birlikte thrash düşüşe geçti ve aslında metallica black albüm de thrashten uzaklaşacağına dair ışığı yakmış oldu(unforgiven ların başlamasıyla birlikte).

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s